Kader Matrisi Nedir? Benim Natalia Ladini Metoduyla Tanışma Hikâyem
- Ebru

- 21 Oca
- 6 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 1 gün önce
Natalia Ladini Metodunda 5 Temel İlke

Kaderin Gizemli Haritası ve Benim Yolculuğum
Kader Matrisi’ni ilk gördüğümde açıkçası hemen ikna olmadım.
Ortada sayılar vardı, çizgiler vardı, yaş dönemleri vardı… Bir de herkes başka bir şey söylüyordu.
“Doğum tarihinden bütün bunlar gerçekten nasıl çıkarılıyor?”
Benim kafama takılan soru buydu.
Belki istatistik geçmişimin de etkisiyle, bir sistem gördüğümde yalnızca sonucunu değil nasıl çalıştığını anlamak istiyorum.
Bir sayı neden tam oraya yazılıyor?
Neden 22 enerji var?
Neden bazı yaşlar matrisin köşelerine denk geliyor?
Ve en önemlisi: Bu bir kehanet sistemi mi, yoksa bambaşka bir şey mi?
Uzun süre Kader Matrisi eğitimi almamamın nedeni de buydu. Sisteme ilgim vardı ama zihnimde fazla soru işareti vardı.

Geçtiğimiz Ekim ayında yöntemin kurucusu Natalia Ladini’den doğrudan eğitim alma fırsatı buldum.
İşte benim için taşlar orada yerine oturmaya başladı.
Çünkü Natalia’nın anlattığı Kader Matrisi, internette zaman zaman karşılaştığım “şu sayı sende varsa başına şu gelir” anlatısından oldukça farklıydı.
İlk derste söylediği bir cümleyi özellikle not almıştım:
Değişmez bir kader fikrine inanmıyordu.
Bu benim için önemliydi.
Çünkü ben de yıllardır insanın hayatını yalnızca kendisine verilmiş sabit bir senaryo gibi düşünmüyorum. Seçimlerimiz, farkındalığımız ve aynı olay karşısında verdiğimiz farklı tepkiler hikâyenin yönünü değiştirebiliyor.
O zaman Kader Matrisi’ne başka bir gözle bakmaya başladım.
Belki de soru:
“Kaderimde ne var?”
değildi.
Asıl soru şuydu:
“Bu harita bana kendimle ilgili hangi soruları sorduruyor?”
Natalia’dan aldığım eğitim boyunca benim için öne çıkan beş temel fikir oldu. Gelin onları birlikte açalım.
1. Kader yazılmış bir senaryo olmak zorunda değil
İlk derste beni en çok durduran cümlelerden biri Natalia’nın değişmez kader, yani fatum fikrine inanmadığını söylemesiydi.
Açıkçası bunu duyduğumda biraz rahatladım.
Çünkü Kader Matrisi’ne mesafeli durmamın nedenlerinden biri tam da buydu: Bir doğum tarihine bakıp bir insana “Senin kaderin bu” demek bana hiçbir zaman doğru gelmedi.
Peki o zaman neden adı Kader Matrisi?
Benim için düğüm tam burada çözülmeye başladı.
Natalia’nın anlattığı sistemde matris, “başına gelecek olayların listesi” gibi çalışmıyor. Daha çok doğum tarihi üzerinden bazı temaları ve potansiyelleri görünür hale getiren sembolik bir harita gibi ele alınıyor.
Aynı enerji farklı kişilerde bambaşka biçimlerde ortaya çıkabiliyor.
Hatta aynı insan bile hayatının farklı dönemlerinde aynı temayı çok farklı yaşayabiliyor.
Bunu öğrendiğimde kendi kendime şu soruyu sordum:
“O zaman matriste gördüğümüz şey kader değil de, seçim yapacağımız alanlar olabilir mi?”
Ben bugün sistemi tam da böyle okumayı daha anlamlı buluyorum.
Bir sayı bana:
“Sen busun.”
demiyor.
Daha çok:
“Burada böyle bir tema var. Sen bunu nasıl yaşıyorsun?”
diye soruyor.
Ve bana kalırsa aradaki fark çok büyük.
Çünkü birincisi insanı bir tanıma kapatıyor.
İkincisi ise merak etmeye devam etmesine izin veriyor.
2. Matrisin geometrisi rastgele değil
Sonra benim doğal olarak takıldığım yere geldik:
Şekline.
Kader Matrisi’ne ilk baktığınızda kareler, köşegenler, merkezler ve sayılar görüyorsunuz.
Benim için bu noktada hemen başka bir soru açıldı:
“Neden böyle çizilmiş?”

Çünkü bir sistemde geometrik bir yapı varsa onu sadece dekorasyon olarak göremiyorum. Merkez neden merkezde?
Köşeler neden belirli yaşlara denk geliyor?
Bir çizgi neden başka bir çizgiyle tam orada kesişiyor?
Kendi matrisini ücretsiz olarak buradan çıkartabilirsiniz
Natalia’nın metodunda yaşam dönemlerinin matris üzerinde belirli bölgelere yerleştirilmesi benim özellikle ilgimi çekti.
20, 40, 60 gibi yaşlar sistem içinde farklı eşikler olarak ele alınıyor.
Burada çok önemli bir ayrım yapıyorum:
Bu, “40 yaşında mutlaka şu olacak” demek değil.
Ben bu noktaları daha çok insanın hayatına dönüp bakabileceği sembolik duraklar gibi düşünüyorum.
Mesela 40 yaş hattıyla çalışırken benim ilgimi çeken şey “40 yaşında ne olacak?” sorusu değil.
Şu soru:
“Bu dönemde hayatımda hangi tema görünür hale gelmişti?”
Çünkü yaşadığımız hayat zaten orada.
Matris bize onu başka bir açıdan incelemek için bir çerçeve veriyor.
Belki kutsal geometriye yıllardır bu kadar ilgi duymamın da etkisi var ama Kader Matrisi’nin geometrisini gördükçe sistemi sadece sayılardan ibaret düşünemiyorum.
Merkezler, çizgiler, kesişimler, dönemler…
Sanki hayatı dümdüz ilerleyen bir çizgi yerine, bazı noktalarda tekrar tekrar kendimizle karşılaştığımız bir harita gibi okumaya davet ediyor.
Bu fikir beni hâlâ çok düşündürüyor.
3. Haritada yalnızca “ben” yokum
Eğitimin benim için en ilginç bölümlerinden biri de soy hatlarıydı.
Çünkü matrise ilk baktığımızda ister istemez bütün dikkatimizi kendimize veriyoruz:
Benim sayım ne?
Benim merkezimde ne var?
Benim yaş hattım ne söylüyor?
Ama sistem bir noktada bizi yalnız bırakmıyor.
Anne ve baba soyuna ait ayrı hatlar açılıyor.
İşte burada benim merakım iyice arttı.
Çünkü aslında günlük hayatta da hepimizin bildiği bir şey var:
Ailemizden yalnızca göz rengimizi ya da fiziksel özelliklerimizi almıyoruz.
Para hakkında duyduğumuz cümleleri, ilişki kurma biçimlerini, korkuları, alışkanlıkları, bazen “bizim ailede böyle yapılır” dediğimiz görünmez kuralları da öğreniyoruz.
Kader Matrisi bunu kendi sembolik diliyle anne ve baba hatları üzerinden ele alıyor.
Ben burada özellikle dikkatli bir dil kullanmayı önemsiyorum.
“Bu çizgi varsa dedenizden kesin şu karmayı taşıyorsunuz” gibi okumalar bana doğru gelmiyor.
Benim için daha anlamlı soru şu:
“Ailemden öğrendiğim hangi düşünce veya davranış biçimi bugün hâlâ benimle birlikte olabilir?”
Bu soruyu sorduğumuz anda matris bir kehanet aracından çıkıp gözlem aracına dönüşüyor.
Ve belki de soy çalışmasının en kıymetli tarafı burada.
Geçmişi suçlamak değil.
Geçmişten bize neyin geldiğini fark edip:
“Ben bunu devam ettirmek istiyor muyum?”
diye sorabilmek.
Bence insanın seçim alanı tam da burada başlıyor.
4. Neden 22 enerji var?
Kader Matrisi’ni ilk araştırmaya başladığımda benim de takıldığım sorulardan biri buydu:
Neden 9 değil, 12 değil de tam 22 enerji?
Cevap aslında sistemin kökeninde.
Natalia Ladini’nin Kader Matrisi metodunda kullanılan 22 enerji, Tarot’un 22 Büyük Arkana’sıyla bağlantılıdır.
Tarot’la daha önce karşılaşmış olanlar Büyük Arkana’yı bilir. Deli, Büyücü, İmparatoriçe, İmparator, Âşıklar, Ermiş, Kader Çarkı, Ölüm, Dünya gibi 22 arketipsel karttan oluşan bir yapıdan söz ediyoruz.
Ama Kader Matrisi’nde bu 22 arketip, “hangi Tarot kartı çıktı?” şeklinde kullanılmıyor.
Ben Natalia’nın eğitimini aldığımda aradaki farkı daha net görmeye başladım.
Burada her Arkana, insan deneyiminin farklı bir temasını temsil eden sembolik bir enerji gibi ele alınıyor.
Yani 22 sayı aslında sistemin alfabesi.
Nasıl ki bir dilde harfler birleşerek kelimeleri ve cümleleri oluşturuyorsa, Kader Matrisi’nde de bu 22 enerji farklı konumlarda ve birbirleriyle kurdukları ilişkiler içinde bir anlam kazanıyor.
İşin benim için daha da ilginç kısmı ise burada başladı.
Natalia bu 22 enerjiyi yalnızca tek tek açıklamıyor; onları üç farklı bilinç dünyası içinde de ele alıyor:
Madde dünyası
Ruh dünyası
Yüksek Ruhsal Alan
Ve bu üç alanın girişinde, metodun içinde özellikle önem verilen üç enerji bulunuyor.
1. Enerji — Madde dünyasına giriş
1 enerjisi, kişinin kendisine inanması, iradesini ortaya koyması ve düşüncesini somut dünyada gerçekleştirmesiyle ilişkilendiriliyor.
Ben bunu öğrenirken kendi kendime şu soruyu sormuştum:
“Bir şeyi istemek başka, onu dünyada gerçekleştirmek başka. Ben fikrimi ne kadar hayata geçirebiliyorum?”
Bu yüzden 1'i yalnızca “başlangıç” diye ezberlemektense, kendini ortaya koyma kapısı olarak düşünmek bana daha anlamlı geliyor.
8. Enerji — Ruh dünyasına giriş
8 ise Natalia’nın sisteminde neden-sonuç, denge ve sorumluluk temalarıyla ilişkilendiriliyor.
Burada soru biraz değişiyor:
“Yaşadıklarım ile seçimlerim arasında nasıl bir ilişki var?”
Yani artık yalnızca dış dünyada bir şey gerçekleştirmekten değil, yaptığımız seçimlerin sonuçlarını fark etmekten söz ediyoruz.
Benim için 8'in ilginç tarafı da burada.
İnsan kendi hikâyesine yalnızca “Bu neden benim başıma geldi?” diye değil,
“Ben bu hikâyenin neresindeyim?”
diye bakmaya başlıyor.
15. Enerji — Yüksek Ruhsal Alana giriş
15'e geldiğimizde sistem bizi daha zor bir alana götürüyor.
Natalia’nın metodunda bu enerji; ego, arzular, bağımlılıklar, korkular, güç ve insanın kendi gölge taraflarıyla karşılaşması gibi temalar üzerinden ele alınıyor.
Ben “karanlık” kelimesini burada kötü ya da korkutucu bir şey olarak okumuyorum.
Daha çok:
Kendimizde görmek istemediğimiz şeyleri ne kadar görebiliyoruz?
sorusu gibi düşünüyorum.
Çünkü bazen insanın en çok kaçtığı taraf, kendisi hakkında en fazla şey öğreten taraf olabiliyor.
Bu üç kapıyı öğrendiğimde 1–8–15 dizisi benim için yalnızca üç sayı olmaktan çıktı.
Şöyle bir yolculuk görmeye başladım:
1 → Kendimi dünyada nasıl ortaya koyuyorum?
8 → Seçimlerimin sonuçlarıyla nasıl ilişki kuruyorum?
15 → Kendimde görmekten kaçtığım taraflarla karşılaşabiliyor muyum?
Ve belki Kader Matrisi’nde 22 enerjiyi tek tek ezberlemekten daha önemli olan şey de bu:
Onların birbirleriyle nasıl bir hikâye oluşturduğunu görebilmek.
Çünkü Tarot’un 22 Büyük Arkana’sında olduğu gibi, burada da tek bir arketip bütün hikâyeyi anlatmıyor.
Hikâye, arketipler arasındaki yolculukta ortaya çıkıyor.
5. Bir sayı hiçbir zaman yalnız değil
Sanırım Kader Matrisi’ni gerçekten anlamaya başladığımı hissettiğim yer burasıydı.
Başlangıçta doğal olarak sayılara tek tek bakıyordum.
“8 ne demek?”
“15 ne demek?”
“6 ne anlatıyor?”
Sonra fark ettim ki bu, bir cümlenin içindeki kelimeleri tek tek sözlükten okuyup cümlenin anlamını çıkarmaya çalışmaya benziyor.
Bağlam olmadan sayı eksik kalıyor.
Aynı enerji:
merkezdeyse,
bir yaş dönemindeyse,
anne ya da baba hattındaysa,
başka enerjilerle yan yana geliyorsa
aynı biçimde okunmuyor.
İşte “matris” kelimesi benim için tam burada anlam kazandı.
Çünkü karşımızda birbirinden bağımsız rakamlar yok.
Birbirleriyle ilişki kuran noktalar var.
Bu da benim düşünme biçimime çok uyuyor.
Bir şeyi tek başına görmek yerine ilişkisini anlamayı seviyorum.
Bir sembolü incelerken de böyleyim.
Bir çember tek başına bir çember.
Ama ikinci çember geldiğinde Vesica Piscis ortaya çıkıyor.
Üçüncü, dördüncü, beşinci çember geldiğinde bambaşka bir desen doğuyor.
Kader Matrisi’nde de bana benzer bir şey oluyor gibi geliyor:
Sayı tek başına bilgi veriyor; ilişkiler ise hikâyeyi oluşturuyor.
Bu yüzden bugün bir matrise bakarken artık:
“Burada hangi sayı var?”
sorusundan çok,
“Bu sayı nerede, neyle bağlantılı ve bu bütün içinde bize hangi soruyu sorduruyor?”
diye düşünüyorum.
Ve sanırım benim Kader Matrisi’nden öğrendiğim en önemli şey de bu oldu:
Harita cevap vermeden önce soru sordurmalı.
Çünkü hazır cevaplar bizi bir süre rahatlatabilir.
Ama doğru soru bazen insanın kendi hikâyesini bambaşka bir yerden görmesini sağlar.
Benim bu sistemi araştırmaya devam etmemin nedeni de tam olarak bu.
Hâlâ sorularım var.
Hâlâ bazı noktaların peşine düşüyorum.
Hâlâ Natalia’nın eğitim notlarına dönüp “Burada aslında ne anlatılıyor?” diye tekrar baktığım oluyor.
Ve galiba en sevdiğim öğrenme biçimi de bu:
Önce merak etmek.
Sonra araştırmak. Denemek. Sorgulamak. Ve anladığım şeyi mümkün olduğunca sade biçimde paylaşmak...Sadeleşme konusunda çok zayıfım::)




Yorumlar